DANIŞTAY
KARARI
Danıştay Vergi
Dava Daireleri Kurulundan: 08.04.2026 Tarih ve 33218 Sayılı R.G.
Esas No : 2025/21
Karar No : 2026/1
ÖZET : 4760
sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasının
(a) bendi kapsamında, özel tüketim vergisi istisnasından faydalanmak suretiyle
engelli olan muris adına satın alınan aracın tescilinden önce murisin vefat
etmesi nedeniyle ilk iktisap aşamasında istisna nedeniyle ödenmeyen vergiler
için vârislere resen tarhiyat yapılmasının hukuka uygun olmadığı hakkında.
BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI
ARASINDAKİ AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİ
I. AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ
İSTEMİNDE BULUNAN : İstanbul Bölge İdare Mahkemesi
Başkanlar Kurulu
II. İSTEMİN ÖZETİ :
4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 7. maddesinin (2) numaralı
fıkrasının (a) bendi kapsamında, özel tüketim vergisi istisnasından faydalanmak
suretiyle engelli olan muris adına satın alınan aracın tescilinden önce murisin
vefat etmesi nedeniyle ilk iktisap aşamasında istisna nedeniyle ödenmeyen
vergiler için vârislere yapılan tarhiyatın kaldırılması istemiyle açılan
davalarda verilen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 4. Vergi Dava Dairesinin
22/04/2025 tarih ve E:2025/744, K:2025/772 sayılı kararı ile İstanbul Bölge
idare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin 20/05/2025 tarih ve E:2025/1030,
K:2025/1047 sayılı, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin
25/03/2025 tarih ve E:2025/745, K:2025/562 sayılı ve İstanbul Bölge İdare
Mahkemesi 8. Vergi Dava Dairesinin 24/03/2025 tarih ve E:2025/372, K:2025/5701
sayılı kararları arasındaki aykırılığın, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri,
İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un
3/C maddesinin (4) numaralı fıkrasının (c) bendi uyarınca, İstanbul Bölge İdare
Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin, 2. Vergi Dava Dairesinin ve 8. Vergi Dava
Dairesinin yukarıda anılan kararları doğrultusunda giderilmesi, istinaf yoluna
başvurma hakkı bulunanın bu yöndeki talebini uygun gören İstanbul Bölge İdare
Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 26/06/2025 tarih ve E:2025/31, K:2025/31 sayılı
kararıyla istenmiştir.
III. ÖN İNCELEME:
İşbu
dosyadaki aykırılığın giderilmesi istemi ile Danıştay Vergi Dava Daireleri
Kurulunun E:2025/22 ve E:2025/23 sayılı dosyalarında yer alan İstanbul Bölge
İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun aykırılığın giderilmesi istemlerinin aynı
konuya ilişkin olduğu görüldüğünden, usul ekonomisi gözetilerek söz konusu
aykırılığın giderilmesine yönelik istemlerin ayrıca karşılanmasında hukuki bir
yararın bulunmadığına ve bu nedenle anılan dosyaların işbu dosya (E:2025/21)
ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
IV. MADDİ OLAY
Aykırılığın
giderilmesi kararına konu uyuşmazlıklar aynı murisin farklı vârisleri adına
yapılan tarhiyatlara ilişkindir. Uyuşmazlıklara konu maddi olaylarda, muris
tarafından %100 oranlı sağlık kurulu engelli raporuna dayanarak engelli
istisnasından yararlanmak suretiyle araç satın alınmıştır. Bu araca ilişkin
olarak 22/01/2024 tarihinde kapora ödemesi yapılmıştır. Araca ilişkin fatura
05/02/2024 tarihinde düzenlenmiş, faturada mal bedeli üzerinden %20 oranında
katma değer vergisi hesaplanmış, aynı tarihte aracı satan bayi tarafından özel tüketim
vergisi beyannamesi verilerek tahakkuk eden damga vergisi ödenmiştir, Özel tüketim
vergisi istisnasından yararlanmak suretiyle satın alınan bu araç 13/02/2024
tarihinde tescil edilmiş, muris de aynı tarihte vefat etmiş, ancak tescil vefat
saatinden sonra yapılmıştır.
Nakil
Vasıtaları Vergi Dairesi Müdürlüğünün 20/03/2024 tarih ve 205391 sayılı
yazısında ödevlinin aracın tescil saatinden önce vefat ettiğinin tespit
edilmesinden dolayı ilk iktisapta ödenmeyen vergi ziyai cezası ve gecikme faizi
ile birlikte ilk iktisapta beyan edilen matrah ve %80 oran üzerinden resen özel
tüketim vergisi tarh edilmesi, ayrıca tarh edilmesi gereken özel tüketim
vergisi tutarının %20’si oranında resen katma değer vergisi tarh edilmesi
gerektiği hususları belirtilmiştir.
25/03/2024
tarihinde vergi matrahının takdiri amacıyla olay takdir komisyonuna sevk
edilmiş, takdir komisyonu tarafından 09/07/2024 tarihli kararlar ile anılan
araç ile ilgili olarak araç bedeli esas alınmak suretiyle özel tüketim vergisi
matrahı takdir edilmiş ve ilk iktisap tarihinde geçerli olan %80 oranı
üzerinden vârisler adına miras hisseleri oranında vergilendirmeye gidilmesi
gerektiği belirtilmiştir. Anılan vergi dairesi tarafından vârisler adına miras
hisseleri oranında özel tüketim vergisi tarh edilmiş ve verginin bir katı
tutarında vergi ziyaı cezası kesilmiş; ayrıca, 05/02/2024 tarihli faturada mal
bedeli üzerinden hesaplanmış katma değer vergisi bulunmasına rağmen, tarhiyata
konu özel tüketim vergisinin %20’si oranı yerine özel tüketim vergisi
matrahının (mal bedelinin) %20’si oranında katma değer vergisi tarh edilmiş ve
verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilmiştir. Anılan tarhiyatlara
karşı aykırılığın giderilmesi istemine konu davalar açılmıştır.
V. AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE
KONU BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI:
A. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi
4. Vergi Dava Dairesinin E:2025/744 sayılı dosyasına konu yargılama süreci:
Dava konusu istemin özeti: 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi
Kanunu’nun 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında, özel tüketim
vergisi istisnasından faydalanmak suretiyle engelli olan muris adına satın
alınan aracın tescil edildiği günde, ancak tescil saatinden önce murisin vefat
etmesi nedeniyle, davacı vâris adına hissesi oranında resen tarh edilen 2024
yılı Şubat dönemine ait özel tüketim ve katma değer vergileri ile bu vergilerin
bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle dava
açılmıştır.
İstanbul 9. Vergi Mahkemesinin
30/01/2025 tarih ve E:2024/1606, K:2025/142 sayılı kararının özeti:
213
sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinin (B) işaretli fıkrasında,
vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek
mahiyetinin esas olduğu kurala bağlanmıştır.
4760
sayılı Kanun’un 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) işaretli bendi, 7.
maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) işaretli bendi, 11. maddesinin (3)
numaralı fıkrası, 13. maddesinin (3) numaralı fıkrası, 15. maddesinin (2)
numaralı fıkrası ile 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinin
(1) numaralı fıkrası, 20. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ve 24.
maddesinin (b) işaretli bendinde dava konusu tarhiyatlara ilişkin düzenlemelere
yer verilmiştir.
18/04/2015
tarih ve 29330 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı
Liste Uygulama Genel Tebliği’nin 12/05/2018 tarih ve 30419 sayılı Resmî Gazete’de
yayımlanan Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliğinde
Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No:4) ile değiştirilen “II-İSTİSNALAR VERGİ İNDİRİMİ VE VERGİNİN
İADESİ” başlığı altında yer alan “C-DİĞER
İSTİSNALAR/ 1. Malul veya Engellilerin Taşıt Alımlarında İstisna/ 1.5. Ortak
Hususlar” alt başlığı altında “Malul
veya engelli tarafından iktisabı yapılan taşıtın kayıt ve tescil ettirilmeden
malul veya engellinin vefat etmesi durumunda, mezkûr istisna uygulamasından
yararlanılamaz. Bu durumda, taşıtın mükellefe iade edilmemesi halinde, mirası
reddetmeyen varis/varisler tarafından kayıt ve tescilden önce taşıta ait ÖTV
beyan edilip ödenir.” ifadesi bulunmaktadır.
Dosyanın
incelenmesinden, engelli istisnasından yararlanmak suretiyle satın alınan
aracın 13/02/2024 tarihinde tescil edildiği, murisin de aynı tarihte vefat
ettiği, ancak tescilin vefat saatinden sonra yapıldığı, bu bağlamda istisnanın
uygulanamayacağından bahisle vâris adına cezalı tarhiyat yapıldığı
anlaşılmıştır. İhtilaf konusu araca ilişkin olarak 22/01/2024 tarihinde kapora
ödemesi yapıldığı, faturasının ise 05/02/2024 tarihinde düzenlendiği, keza
05/02/2024 tarihinde aracı satan bayi tarafından özel tüketim vergisi
beyannamesi verilerek tahakkuk eden damga vergisinin ödendiği, dolayısıyla
ihtilaf konusu aracın satın alma işlemlerinin murisin vefatından önce
tamamlandığı görülmektedir.
Bu
bağlamda, vergiyi doğuran olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin
vefattan önce gerçekleştirildiği, öte yandan engelliler tarafından iktisap
edilen ve fakat henüz kayıt ve tescili yapılmayan araçlara ilişkin olarak
engellinin vefat etmesi hâlinde özel tüketim vergisinin sorumluluğuna dair
herhangi bir kanuni düzenleme bulunmadığı açıktır. İhtilaf konusu olayda vuku
bulan ihtimalin gerçekleşmesi durumunda sorumluluğun genel tebliğ gibi ikincil
bir mevzuatla hak düşürücü bir şekilde kapsamının daraltılmasının hukuk devleti
ilkesinin normlar hiyerarşisi prensibine ve Anayasa’nın 73. maddesinde yer alan
verginin kanuniliği ilkesine aykırılık teşkil ettiği sonucuna varıldığından
davacı adına vâris sıfatıyla resen yapılan tarhiyat ve kesilen vergi ziyaı
cezasında hukuka uygunluk görülmemiştir.
Mahkeme,
bu gerekçeyle cezalı tarhiyatı kaldırmıştır.
Davalının istinaf istemini
inceleyen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 4. Vergi Dava Dairesinin 22/04/2025
tarih ve E:2025/744, K:2025/772 sayılı kararının özeti:
i. Vergi mahkemesi kararının, özel tüketim
ve katma değer vergilerinin kaldırılmasına dair hüküm fıkrasına yönelik istinaf
istemi yönünden yapılan inceleme:
4721
sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Hak
Ehliyeti” başlıklı 8. maddesinde “Her
insanın hak ehliyeti vardır. Buna göre bütün insanlar, hukuk düzeninin sınırları
içinde, haklara ve borçlara ehil olmada eşittirler” kuralı; “Fiil Ehliyeti” başlıklı 9. maddesinde, “Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi
fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir,” hükmü; 28.
maddesinde, “Kişilik, çocuğun sağ olarak
tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer,” düzenlemesi ve 30.
maddesinde ise “Doğum ve ölüm, nüfus
sicilindeki kayıtlarla ispat olunur.” kuralı yer almaktadır.
Uyuşmazlık
konusu olayda, 4760 sayılı Kanun’un 7. maddesi kapsamında vergiden müstesna
olarak araç tescilinin yapıldığı anda, adına tescil yapılan kişinin hayatta
olmadığı resmî belgeler ile sabit olup, yapılan tescilin hukuki sonuç doğurması
mümkün olmadığından, tescile tabi aracın trafik siciline tescil edildiği anda
istisna koşullarının bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Bu
durumda, davacının da aralarında bulunduğu mirasçılar tarafından söz konusu
aracın murisin vefatı sonrasında tescil ettirildiği görüldüğünden, araca
ilişkin ödenmesi gereken vergilerin hissesi oranında davacı vâris adına tarh
edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
ii. Vergi mahkemesi kararının,
vergi ziyaı cezalarının kaldırılmasına dair hüküm fıkrasına yönelik istinaf
istemi yönünden yapılan inceleme:
213
sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 341. maddesinde, “Vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili
ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden,
verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini
ifade eder.” hükmüne yer verilmiştir.
Uyuşmazlık
konusu olayda, davacının murisinin vefatı üzerine mirasçı sıfatıyla davacı
adına dava konusu vergilere ilişkin olarak vergi ziyaı cezaları kesilmiştir.
213 sayılı Kanun’da yer verildiği üzere, olayda, davacı tarafından
vergilendirme ile ilgili ödevlerin zamanında yerine getirilmemesi veya eksik
yerine getirilmesi yüzünden, verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesi veya
eksik tahakkuk ettirilmesi durumu söz konusu değildir. Bu nedenle uyuşmazlıkta
vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren koşulların gerçekleşmediği
anlaşıldığından, davacı adına kesilen vergi ziyaı cezalarında bu gerekçeyle
hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
iii. Karar sonucu:
Vergi
Dava Dairesi, bu gerekçeyle Vergi mahkemesi kararının, özel tüketim ve katma
değer vergilerinin kaldırılmasına dair hüküm fıkrasına yönelik istinaf isteminin
kabulüne, anılan hüküm fıkrasının kaldırılmasına ve davanın bu kısım yönünden
reddine, vergi ziyaı cezalarının kaldırılmasına dair hüküm fıkrasına yönelik
istinaf isteminin ise yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine kesin olarak
karar vermiştir.
B. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi
1. Vergi Dava Dairesinin E:2025/1030 sayılı dosyasına konu yargılama süreci:
Dava konusu istemin özeti: 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi
Kanunu’nun 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında, özel tüketim
vergisi istisnasından faydalanmak suretiyle engelli olan muris adına satın
alınan aracın tescil edildiği günde, ancak tescil saatinden önce murisin vefat
etmesi nedeniyle, davacı vâris adına hissesi oranında resen tarh edilen 2024
yılı Şubat dönemine ait özel tüketim ve katma değer vergileri ile bu vergilerin
bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle dava
açılmıştır.
İstanbul 2. Vergi Mahkemesinin
28/02/2025 tarih ve E:2024/1939, K:2025/353 sayılı kararının özeti:
213
sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinin (B) işaretli fıkrasında,
vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek
mahiyetinin esas olduğu kurala bağlanmıştır.
4760
sayılı Kanun’un 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) işaretli bendi, 7.
maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) işaretli bendi, 11. maddesinin (3)
numaralı fıkrası, 13. maddesinin (3) numaralı fıkrası, 15. maddesinin (2)
numaralı fıkrası ile 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinin
(1) numaralı fıkrası, 20. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ve 24.
maddesinin (b) işaretli bendinde dava konusu tarhiyata ilişkin düzenlemelere
yer verilmiştir.
18/04/2015
tarih ve 29330 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Tüketim Vergisi (II)
Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği’nin 12/05/2018 tarih ve 30419 sayılı Resmî
Gazete’de yayımlanan Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel
Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No:4) ile değiştirilen “II-İSTİSNALAR VERGİ İNDİRİMİ VE VERGİNİN
İADESİ” başlığı altında yer alan “C-DİĞER
İSTİSNALAR/ 1. Malul veya Engellilerin Taşıt Alımlarında İstisna/ 1.5. Ortak
Hususlar” alt başlığı altında “Malul
veya engelli tarafından iktisabı yapılan taşıtın kayıt ve tescil ettirilmeden
malul veya engellinin vefat etmesi durumunda, mezkûr istisna uygulamasından
yararlanılamaz. Bu durumda, taşıtın mükellefe iade edilmemesi halinde, mirası
reddetmeyen varis/varisler tarafından kayıt ve tescilden önce taşıta ait ÖTV
beyan edilip ödenir.” ifadesi bulunmaktadır.
Dosyanın
incelenmesinden, engelli istisnasından yararlanmak suretiyle satın alınan
aracın 13/02/2024 tarihinde tescil edildiği, murisin de aynı tarihte vefat
ettiği, ancak tescilin vefat saatinden sonra yapıldığı, bu bağlamda istisnanın
uygulanamayacağından bahisle vâris adına cezalı tarhiyat yapıldığı
anlaşılmıştır.
Uyuşmazlıkta,
söz konusu aracın satın alma sürecinin murisin vefatından önce başladığı, muris
adına satın alınan araca ilişkin fatura ile ilgili beyannamenin 05/02/2024
tarihli olduğu ve vergiyi doğuran olayın bu tarihte meydana geldiği, ilk
iktisap tarihinde istisnadan yararlanma şartlarının oluşmadığı yönünde bir
iddia da ileri sürülmediği, araç satışından sonra trafik kaydındaki tescil
işleminin ise kurucu işlem olmayıp açıklayıcı işlem olduğu değerlendirilmiştir.
Bu nedenle, vergilendirmede vergiyi doğuran olaya ilişkin muamelelerin gerçek
mahiyetinin esas olduğu ve vergiyi doğuran olayın vefattan önce gerçekleştiği
sonucuna varıldığından, tescil işleminin engellinin vefatından sonra aynı gün
içerisinde yapıldığından bahisle takdir komisyonu kararları uyarınca tarh
edilen dava konusu cezalı özel tüketim vergisi ile katma değer vergisinde
hukuka uygunluk görülmemiştir.
Mahkeme,
bu gerekçeyle cezalı tarhiyatı kaldırmıştır.
Davalının istinaf istemini
inceleyen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin 20/05/2025
tarih ve E:2025/1030, K:2025/1047 sayılı kararının özeti:
Vergi
Dava Dairesi, istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddiaların isteme konu vergi
mahkemesi kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte olmadığı gerekçesiyle
istemi kesin olarak reddetmiştir.
İstanbul
Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 25/03/2025 tarih ve E:2025/745,
K:2025/562 sayılı kararı ile İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 8. Vergi Dava
Dairesinin 24/03/2025 tarih ve E:2025/372, K:2025/701 sayılı kararı, ilgili
oldukları maddi olay, dayandıkları hukuksal nedenler ve gerekçe bakımından
yukarıda özetlenen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dava Dairesinin 20/05/2025
tarih ve E;2025/1030, K:2025/1047 sayılı kararıyla benzerlik arz etmektedir.
VI. İNCELEME VE GEREKÇE:
A. İLGİLİ MEVZUAT:
1. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun
19. maddesi şu şekildedir:
“Vergi alacağı, vergi kanunlarının vergiyi
bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar.
Vergi alacağı mükellef bakımından
vergi borcunu teşkil eder.”
2. 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi
Kanunu’nun 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) işaretli alt bendi şu
şekildedir:
“1. Bu Kanuna ekli;
…
b) (II) sayılı listedeki mallardan
kayıt ve tescile tâbi olanların ilk iktisabı,
…
bir defaya mahsus olmak üzere özel tüketim
vergisine tâbidir.”
3. 4760 sayılı Kanun’un 2.
maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) işaretli alt bendi şu şekildedir:
“1. Bu Kanunun uygulanmasında;
…
b) İlk iktisap: (II) sayılı
listedeki mallardan Türkiye’de kayıt ve tescil edilmemiş olanların kullanılmak
üzere ithalini, müzayede yoluyla veya kayıt ve tescil edilmiş olsa dahi 4077
sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine göre iade edilenlerde
dahil motorlu araç ticareti yapanlardan iktisabını, motorlu araç ticareti
yapanlar tarafından kullanılmaya başlanmasını, aktife alınmasını veya adlarına
kayıt ve tescil ettirilmesini,
…
İfade eder.”
4. 4760 sayılı Kanun’un özel tüketim
vergisini doğuran olayın gerçekleştiği hâllerin sayıldığı 3. maddesinin ilgili
bölümü şu şekildedir:
“…
a) Mal teslimi veya ilk iktisap
hallerinde malın teslimi veya ilk iktisabı,
b) Malın tesliminden önce fatura
veya benzeri belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla
sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin düzenlenmesi,
…”
5. 4760 sayılı Kanun’un 7.
maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinin, başvuruya konu kararlarda
incelenen dava konusu işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan hâli
şu şekildedir:
“Bu Kanuna ekli;
…
2. (II) sayılı listede yer alan
kayıt ve tescile tâbi mallardan;
a) 87.03 (hesaplanması gereken özel
tüketim vergisi ve diğer her türlü vergiler dahil bedeli 200.000 TL’yi aşanlar
hariç), 87.04 (motor silindir hacmi 2.800 cm3’ü aşanlar hariç) ve
87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların, engellilik oranı %90 veya daha
fazla olan malûl ve engelliler tarafından,
…
beş yılda bir defaya mahsus olmak
üzere ilk iktisabı,
…
vergiden müstesnadır.”
6. 3065 sayılı Katma Değer Vergisi
Kanunu’nun 24. maddesinin (b) işaretli bendi şu şekildedir:
“Aşağıda yazılı unsurlar matraha dahildir:
…
b) Ambalaj giderleri, sigorta,
komisyon ve benzeri gider karşılıkları ile vergi, resim, harç, pay, fon
karşılığı gibi unsurlar,
…”
7. Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı
Liste Uygulama Genel Tebliği’nin “II-İSTİSNALAR,
VERGİ İNDİRİMİ VE VERGİNİN İADESİ” başlığı altında yer alan “C-DİĞER İSTİSNALAR/ 1. Malul veya
Engellilerin Taşıt Alımlarında İstisna/1.5. Ortak Hususlar” alt başlığı
altında yer verilen yedinci paragraf şu şekildedir:
“Malul veya engelli tarafından iktisabı
yapılan taşıtın kayıt ve tescil ettirilmeden malul veya engellinin vefat etmesi
durumunda, mezkûr istisna uygulamasından yararlanılamaz. Bu durumda, taşıtın
mükellefe iade edilmemesi halinde, mirası reddetmeyen varis/varisler tarafından
kayıt ve tescilden önce taşıta ait ÖTV beyan edilip ödenir.”
8. Anılan Genel Tebliğ’in “I-MÜKELLEFİYET” başlığı altında yer alan
“B-TANIMLAR/2.İlk iktisap” alt
başlığı altında aşağıdaki düzenlemeye yer verilmiştir;
“Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II)
sayılı listede yer alan mallardan kayıt ve tescile tabi olanlarda verginin
konusuna giren işlem, bunların ilk iktisabıdır.
Kanunun 2 nci maddesinin (1) numaralı
fıkrasının (b) bendine göre “ilk iktisap”, (II) sayılı listedeki mallardan
Türkiye’de kayıt ve tescil edilmemiş olanların, kullanılmak üzere ithali veya
motorlu araç ticareti yapanlardan ya da müzayede yoluyla satışını
gerçekleştirenlerden iktisabını, motorlu araç ticareti yapanlar tarafından
kullanılmaya başlanmasını, aktife alınmasını veya adlarına kayıt ve tescil
ettirilmesini ifade eder.
Bu çerçevede ilk iktisap, Türkiye’de
henüz kayıt ve tescil edilmemiş taşıtların iktisabı ile ilgili bir kavram olup,
kapsama giren taşıtların müzayede yoluyla veya motorlu araç ticareti
yapanlardan kullanılmak ve/veya kayıt ve tescil ettirilmek üzere edinilmesidir…”
9. Anılan Genel Tebliğ’in “I-MÜKELLEFİYET” başlığı altında yer alan
“C-VERGİYİ DOĞURAN OLAY” başlığı
altında aşağıdaki düzenlemelere yer verilmiştir.
“Özel Tüketim Vergisi Kanununun 3 üncü
maddesinde vergiyi doğuran olay, işlemlerin özelliklerine göre ayrı ayrı tayin
ve tespit edilmiştir.
Buna göre;
i. Kayıt ve tescile tabi olan
taşıtlarda vergiyi doğuran olay, bu taşıtların ilk iktisabı anında,
ii. Kayıt ve tescile tabi olmayan
taşıtlarda vergiyi doğuran olay, bunların imal edenler tarafından teslimi ile
ÖTV uygulanmadan önce müzayede yoluyla satışını gerçekleştirenler tarafından
teslimi anında,
iii. Taşıtın tesliminden önce
fatura veya benzen belgeler verilmesi hallerinde, bu belgelerde gösterilen
miktarla sınırlı olmak üzere vergiyi doğuran olay, fatura veya benzeri
belgelerin düzenlenmesi anında,
…
meydana gelir.”
B. HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2576
sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin
Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un 3/C maddesinin (5) numaralı fıkrası
uyarınca karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin
açıklamaları dinlendikten sonra konu ile ilgili kararlar ve mevzuat incelenerek
gereği görüşüldü:
4760
sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 1, maddesinde bu Kanun’a ekli (II)
sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olanların ilk iktisabının bir
defaya mahsus olmak üzere özel tüketim vergisine tabi olduğu kuralına yer
verilmiş; 2. maddesinde, ilk iktisabın, (II) sayılı listedeki mallardan Türkiye’de
kayıt ve tescil edilmemiş olanların kullanılmak üzere ithalini, müzayede
yoluyla veya kayıt ve tescil edilmiş olsa dahi 4077 sayılı Tüketicinin
Korunması Hakkında Kanun hükümlerine göre iade edilenler de dahil motorlu araç
ticareti yapanlardan iktisabını, motorlu araç ticareti yapanlar tarafından
kullanılmaya başlanmasını, aktife alınmasını veya adlarına kayıt ve tescil
ettirilmesini ifade ettiği belirtilmiştir.
Yine aynı
Kanun’un 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinin, dava konusu
işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan hâline göre (II) sayılı
listede yer alan kayıt ve tescile tabi mallardan, maddede öngörülen koşullar
dahilinde, 87.03, 87.04 ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların,
engellilik oranı %90 veya daha fazla olan malul ve engelliler tarafından beş
yılda bir defaya mahsus olmak üzere ilk iktisabı vergiden istisna edilmiştir.
Bölge
İdare Mahkemeleri kararları arasındaki aykırılık, söz konusu istisna
kuralındaki ilk iktisabın, 4760 sayılı Kanun’un 7. maddesinin (2) numaralı
fıkrasının (a) bendinde sayılan taşıtların, malul ve engelliler tarafından,
motorlu araç ticareti yapanlardan kayıt ve tescil ettirilmek üzere edinilmesi
(bu kişiler tarafından malul ya da engelli alıcı adına fatura düzenlenmesi)
anında mı yoksa bu taşıtların tescili anında mı gerçekleştiği, dolayısıyla
motorlu araç ticareti yapanlardan edinilmekle birlikte araç tescil edilmeden önce,
adına araç tescil edilen malul veya engellinin vefat etmesi nedeniyle, istisna
kapsamında ödenmeyen vergiler için vârislere resen tarhiyat yapılmasında hukuka
uygunluk bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Anayasa’nın
73. maddesinin üçüncü fıkrasında “Vergi,
resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya
kaldırılır” kuralına yer verilmiştir. Bu kuralda öngörülen “verginin kanuniliği ilkesi” takdire
dayalı keyfî uygulamaları önleyecek sınırlamaların kanunda yer almasını gerektirmekte
ve vergi yükümlülüğüne ilişkin düzenlemelerin konulması, değiştirilmesi veya
kaldırılmasının kanun ile yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu ilke kapsamında,
bireylerin sosyal ve ekonomik durumlarını etkileyecek keyfî uygulamalara neden
olunmaması için vergiyi doğuran olay, yükümlü, matrah, oran, istisna, muafiyet,
tarh, tahakkuk ve tahsil usulleri, yaptırım ve zamanaşımı gibi vergilendirmenin
belli başlı temel öğelerinin yasalarla belirlenmesi gerekir. Öte yandan kanun
ile her konuyu bütün kapsam ve ayrıntılarıyla düzenlemenin mümkün bulunmadığı
durumlarda çerçevesi çizilerek bu sınırlar içinde kalmak koşuluyla uygulamaya
ilişkin konularda yürütme organına açıklayıcı ve tamamlayıcı nitelikte
düzenleyici idari işlem yapma yetkisi verilebilir (AYM, E.2014/183, K.2015/122,
30/12/2015, § 6,7).
İdari
teşkilat yapısı içinde yer alan bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve
kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak yönetmelik, yönerge, tebliğ,
genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu
düzenlemeler arasında uyulması gereken “normlar
hiyerarşisi”ne göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun,
yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve
her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır.
Hukukun
genel ilkeleri arasında yer alan normlar hiyerarşisi gereği, kanundan sonra
gelen yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda
verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu
metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette
hükümlere yer verilemeyeceği kabul edilmektedir. Vergilendirme alanında ise
idarenin söz konusu düzenleyici işlemleri açısından yukarıda anılan verginin
kanuniliği ilkesi de başka bir sınır oluşturur. Buna göre anılan düzenleyici
işlemlerle vergi kanunlarında yer alan kuralların açıklanmasına yönelik
düzenlemelerin yapılması mümkün olmakla birlikte açıklamanın kapsamı aşılarak
bir mali yükümlülük öngörülmesi ya da kanunda tanımlanmış bir hakkın kapsamının
idari yorum yoluyla daraltılması veya genişletilmesi hukuken olanaklı değildir.
Davalı
idarece tesis edilen işleme dayanak olarak gösterilen, 18/04/2015 tarih ve
29330 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste
Uygulama Genel Tebliği’nin “II-İSTİSNALAR
VERGİ İNDİRİMİ VE VERGİNİN İADESİ” başlığı altında yer alan “C-DİĞER İSTİSNALAR/1. Malul veya
Engellilerin Taşıt Alımlarında İstisna/ 1.5. Ortak Hususlar” alt başlığı
altında, malul veya engelli tarafından iktisabı yapılan taşıtın kayıt ve tescil
ettirilmeden malul veya engellinin vefat etmesi durumunda, anılan istisna
uygulamasından yararlanılamayacağı belirtilmiştir.
Bu yönde
bir kural Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nda bulunmadığından, aykırılığın giderilmesi
istemine konu hukuki uyuşmazlığın çözümü için, 4760 sayılı Kanun ve Özel
Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği’nde yer alan kayıt ve
tescile tabi taşıtlarla ilgili vergiyi doğuran olay ve istisna hükümlerinin
birlikte incelenmesi ve yorumlanması gerekmektedir.
4760
sayılı Kanun’un 1. maddesinde bu Kanun’a ekli (II) sayılı listedeki mallardan
kayıt ve tescile tabi olanların “ilk
iktisabı”nın bir defaya mahsus olmak üzere vergiye tabi olduğu belirtilmiş,
2. maddesinde ise bu malların motorlu araç ticareti yapanlardan “iktisabı”nın “ilk iktisap” hâlini oluşturacağı kurala bağlanmıştır. Ayrıca Kanun’da
aynı mallardan Kanun’un 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinde
sayılanların engellilik oranı %90 veya daha fazla olan malul ve engelliler
tarafından ilk iktisabının, hâliyle motorlu araç ticareti yapanlardan iktisap
edilmesinin vergiden istisna olduğu düzenlenmiştir.
Bu
nedenle anılan malların, engelliler tarafından motorlu araç ticareti
yapanlardan ne zaman iktisap edilmiş sayılacağının belirlenmesi hukuki
uyuşmazlığın çözümü açısından önem kazanmaktadır.
Özel
Tüketim Vergisi Kanunu’nun “Vergiyi
doğuran olay” başlıklı 3. maddesinin (a) işaretli bendine göre mal teslimi
veya ilk iktisap hâllerinde vergiyi doğuran olay, “malın teslimi” veya “ilk
iktisabı” olarak belirlenmiştir. Ancak kanun koyucu aynı maddenin (b)
işaretli bendinde, “malın teslimi”nden
önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi hâllerinde, bu belgelerde
gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya benzeri belgelerin
düzenlenmesi durumunu vergiyi doğuran olay olarak kabul etmiştir.
Anılan
maddenin (a) işaretli bendinde “mal
teslimi” ve “ilk iktisap” ayrı
ayrı belirtilmesine karşın, (b) işaretli bentte sadece “mal teslimi”nden önce fatura düzenlenmesi hâli düzenlenmiştir. 4760
sayılı Kanun’a ekli (II) sayılı listede yer alan mallar yönünden vergiyi
doğuran olay “ilk iktisap” olarak
belirlendiğinden, bu noktada taşıtların ilk iktisabından önceki durumlarda
fatura düzenlenmesi hâlinin (b) işaretli bent kapsamında olup olmadığı hususu
yoruma açıktır. Araç teslimlerinde özel tüketim vergisinin fatura düzenlenmesi
üzerine verilen beyanname ile hesaplanarak tahakkuk ettirildiği ve bu aşamada
henüz tescilin gerçekleşmediği dikkate alındığında, 4760 sayılı Kanun’da vergiyi
doğuran olay olarak öngörülen ilk iktisap hâllerinden motorlu araç ticareti
yapanlardan iktisabın, bu özel tüketim vergisi mükellefleri tarafından alıcı
adına fatura düzenlenmesi ile gerçekleştiğinin kabulü gerekmektedir. Nitekim, Özel
Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği’nin “II-İSTİSNALAR VERGİ İNDİRİMİ VE VERGİNİN
İADESİ” başlığı altında yer alan C-VERGİYİ
DOĞURAN OLAY” alt başlığında, Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 3. maddesinde
vergiyi doğuran olayın, işlemlerin özelliklerine göre ayrı ayrı tayin ve tespit
edileceği düzenlendikten sonra, (i) işaretli bendinde Kanun’da yer alan ifadeye
benzer olarak, kayıt ve tescile tabi olan taşıtlarda vergiyi doğuran olayın, bu
taşıtların ilk iktisabı anında; (iii) işaretli bendinde ise, yukarıda değinilen
Kanun’daki yoruma açık husus ile ilgili olarak, taşıtın tesliminden önce fatura
veya benzeri belgeler verilmesi hâllerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla
sınırlı olmak üzere vergiyi doğuran olayın, fatura veya benzeri belgelerin
düzenlenmesi anında meydana geleceği kurala bağlanmıştır.
4760
sayılı Kanun’da yer alan söz konusu kurallar ve bunların idari yorumuna ilişkin
anılan Genel Tebliğ’de yer verilen açıklamalar dikkate alındığında, 4760 sayılı
Kanun’a ekli (II) sayılı listede yer alan mallardan, Kanun’un 7. maddesinin (2)
numaralı fıkrasının (a) bendinde sayılanların, engellilik oranı %90 ve üzerinde
olan malul ve engelliler tarafından motorlu araç ticareti yapanlardan iktisap
edildiğini belgelemek üzere anılan taşıtların kayıt ve tescilinden önce fatura
düzenlemesi hâlinde “edinimin/iktisabın”
yani kanunda vergiyi doğuran olay olarak belirlenen “ilk iktisabın” gerçekleşeceği, ancak yine Kanun’un 7. maddesinde
yer alan söz konusu kural uyarınca bu ilk iktisabın vergiden müstesna olduğu,
dolayısıyla anılan istisnadan faydalanılmasını sağlayan diğer yasal şartların
oluşmadığı idarece ortaya konulmadıkça faturanın düzenlendiği tarihte
istisnadan yararlanma koşullarını haiz engellinin bu tarihten sonra ancak
tescilden önce vefat etmesinin anılan istisnadan yararlanılmasına engel
olmayacağı, Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği’nin “II-İSTİSNALAR VERGİ İNDİRİMİ VE VERGİNİN
İADESİ” başlığı altında yer alan “C-DİĞER
İSTİSNALAR/ 1. Malul veya Engellilerin Taşıt Alımlarında İstisna/ 1.5. Ortak
Hususlar” alt başlığı altında yer alan malul veya engelli tarafından
iktisabı yapılan taşıtın kayıt ve tescil ettirilmeden malul veya engellinin
vefat etmesi durumunda, anılan istisna uygulamasından yararlanılamayacağına
ilişkin aksi yöndeki idari yoruma dayanarak engelli kişinin mirasçıları
aleyhine cezalı tarhiyat yapılmasında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna
ulaşılmıştır.
Öte
yandan, aykırılığa konu uyuşmazlıklarda, özel tüketim vergisinin yanında katma
değer vergisi ve bu vergi üzerinden kesilen vergi ziyaı cezasının da
kaldırılması istemiyle dava açıldığı görülmüştür. 3065 sayılı Katma Değer
Vergisi Kanunu’nda 4760 sayılı Kanun’un 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasının
(a) bendinde sayılan taşıt teslimleri yönünden malul ya da engelliler için
tanınmış bir vergi istisnası bulunmamaktadır. Ancak özel tüketim vergisi
yönünden yukarıda yapılan değerlendirme neticesinde, 4760 sayılı Kanun’un
anılan hükmü kapsamında yapılan söz konusu teslimlerin özel tüketim vergisinden
istisna olduğu sonucuna ulaşıldığından, bu taşıt teslimlerinde katma değer
vergisinin mal bedeline kanunda öngörülen oran uygulanarak hesaplanması
gerekmekte ve bu doğrultuda, özel tüketim vergisi üzerinden tarh edilen cezalı
katma değer vergisinde de hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
VII. SONUÇ:
Açıklanan
hukuksal nedenler ve gerekçeyle aykırılığın, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi
Kanunu’nun 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında, özel tüketim
vergisi istisnasından faydalanmak suretiyle engelli olan muris adına satın
alınan aracın tescilinden önce murisin vefat etmesi nedeniyle ilk iktisap
aşamasında istisna nedeniyle ödenmeyen vergiler için vârislere resen tarhiyat
yapılmasının hukuka uygun olmadığı yönünde giderilmesine, 28/01/2026 tarihinde
oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
X – KARŞI OY:
4760
sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde bu Kanun’a ekli (II)
sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olanların ilk iktisabının bir
defaya mahsus olmak üzere özel tüketim vergisine tabi olduğunu belirtilmiş; 2.
maddesinde, ilk iktisabın, (II) sayılı listedeki mallardan Türkiye’de kayıt ve
tescil edilmemiş olanların kullanılmak üzere ithalini, müzayede yoluyla veya
kayıt ve tescil edilmiş olsa dahi 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında
Kanun hükümlerine göre iade edilenler de dahil motorlu araç ticareti
yapanlardan iktisabını, motorlu araç ticareti yapanlar tarafından kullanılmaya
başlanmasını, aktife alınmasını veya adlarına kayıt ve tescil ettirilmesini
ifade ettiği belirtilmiştir.
Yine aynı
Kanun’un 7. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendinin, dava konusu
işlemlerin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan hâline göre (II) sayılı
listede yer alan kayıt ve tescile tabi mallardan, maddede öngörülen koşullar
dahilinde, 87.03, 87.04 ve 87.11 G.T.İ.P. numaralarında yer alanların,
engellilik oranı %90 veya daha fazla olan malul ve engelliler tarafından beş
yılda bir defaya mahsus olmak üzere ilk iktisabı vergiden istisna edilmiştir.
Özel
Tüketim Vergisi Kanunu’nun “Vergiyi
doğuran olay” başlıklı 3. maddesinin (a) işaretli bendine göre vergiyi
doğuran olay, mal teslimi veya ilk iktisap hâllerinde malın teslimi veya ilk
iktisabı olarak belirlenmiştir. Ancak kanun koyucu aynı maddenin (b) işaretli
bendinde, malın tesliminden önce fatura veya benzeri belgeler verilmesi
hâllerinde, bu belgelerde gösterilen miktarla sınırlı olmak üzere fatura veya
benzeri belgelerin düzenlenmesi durumunu vergiyi doğuran olay olarak kabul
etmiştir.
Anılan
maddenin (a) işaretli bendinde mal teslimi ve ilk iktisap ayrı ayrı
belirtilmesine karşın, (b) işaretli bentte sadece mal tesliminden önce fatura
düzenlenmesi hâli düzenlenmiştir. Dolayısıyla ilk iktisaptan önce fatura
düzenlenmesi hâlinin vergiyi doğuran olayı meydana getirmeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Öte
yandan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Hak
Ehliyeti” başlıklı 8. maddesinde “Her
insanın hak ehliyeti vardır. Buna göre bütün insanlar, hukuk düzeninin sınırları
içinde, haklara ve borçlara ehil olmada eşittirler.” kuralı; “Fiil Ehliyeti” başlıklı 9. maddesinde, “Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle
hak edinebilir ve borç altına girebilir.” hükmü; 28. maddesinde, “Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla
doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer.” düzenlemesi ve 30. maddesinde ise
“Doğum ve ölüm, nüfus sicilindeki
kayıtlarla ispat olunur.” kuralı yer almaktadır.
Aykırılığa
konu uyuşmazlıklarda, 4760 sayılı Kanun’un 7. maddesi kapsamında vergiden
müstesna olarak araç tescilinin yapıldığı anda, adına tescil yapılan kişinin
hayatta olmadığı resmî belgeler ile sabit olup, yapılan tescilin hukuki sonuç
doğurması mümkün olmadığından, tescile tabi aracın trafik siciline tescil
edildiği anda istisna koşullarının bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
Açıklanan
hukuksal nedenler ve gerekçeyle aykırılığın, 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi
Kanunu’nun 7, maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamında, özel tüketim
vergisi istisnasından faydalanmak suretiyle engelli olan muris adına satın
alınan aracın tescil tarihinden önce murisin vefat etmesi nedeniyle ilk iktisap
aşamasında istisna nedeniyle ödenmeyen vergiler için vârislere resen tarhiyat
yapılmasının hukuka uygun olduğu yönünde giderilmesi gerektiği oyu ile karara
katılmıyoruz.
SE, NB