T.C.
TİCARET BAKANLIĞI
Gümrükler Genel Müdürlüğü
Sayı :E-96603261-120.99-00118907082
Konu :Transit Rejiminde Düzenlenen Ek Tahakkuk
Kararları
13.02.2026 / 118907082
DAĞITIM YERLERİNE
Bakanlığımıza intikal eden olaylardan, son dönemlerde transit rejimi ihlallerine
ilişkin vergi aslının takibinde gümrük idarelerinde farklı uygulamaların
olduğu, bazı gümrük idarelerince transit beyannamesinin kapanmış ve teminatın
sistem üzerinden iade edildiği durumlarda transit rejim ihlali dolayısıyla
tahakkuk ettirilen vergilerin Gümrük Kanunun 197`inci maddesi kapsamında Bilge
Sisteminde “Ek Tahakkuk Kararı”
düzenlenerek yükümlüsüne tebliğ edildiği, transit beyannamesinin kapanmamış statüde
olduğu ve teminatın iade edilmediği durumlarda ise, öncelikli olarak 6183
sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 37 inci maddesi
kapsamında transit rejimi ihlalinden kaynaklanan vergilerin yazılı olarak rejim
hak sahibine tebliğ edildiği, ödenmemesi halinde ek tahakkuk kararı
düzenlenmeksizin aynı kanunun 56`ncı maddesi çerçevesinde işlem tesis edildiği
tespit edilmiştir.
Ayrıca, bazı gümrük idarelerince, tüm Gümrük ve Dış Ticaret Bölge
Müdürlüklerine muhatap 30.07.2018 tarihli ve 36233267 sayılı Genel Müdürlüğümüz
dağıtımlı yazısında yer verilen “… transit rejiminin ihlal edilmesinden
kaynaklanan vergi aslı alacakları için öncelikle ek tahakkuk kararı düzenlenmesi,
anılan kararın kesinleşmesini müteakip 6183 sayılı Kanun kapsamında takibata
geçilmesi suretiyle işlem tesis edilmesi” yönündeki talimat doğrultusunda
işlem tesis edildiği, ancak düzenlenen ek tahakkuk kararlarına karşı açılan
davalarda vergi mahkemelerince idareler aleyhine kararlar verildiği anlaşılmıştır.
Örneğin, Trabzon Vergi Mahkemesinin E:2023/365 K: 2024/171 sayılı Kararında;
“...yurda giriş esnasında tahakkuk ettirilen gümrük vergilerine ilişkin
teminatlı alacaklarda rejim koşullarının ihlal edildiğinin somut olarak ortaya
konulması durumunda öncelikle 6183 sayılı Kanun`un 37. maddesi uyarınca işlem
tesis edilerek alacağın vadesinin belirlenmesi, bu işlemin tebliğinden sonra aynı
Kanun`un 56`ncı maddesine göre işlem tesis edilmesi gerekirken,, davacı şirket
adına ek tahakkuk kararı alınmasında ve ek tahakkuk kararına yapılan itirazın
reddine dair işlemin bu kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır” şeklinde,
İstanbul 8. Vergi Mahkemesinin E: 2025/1003 - K:2025/ 1962 sayılı Kararında
ise;
“…transit refakat belgesine iliskin olarak alınan teminatın iade edilmediği
ve irad kaydedilmediği görüldüğünden tahakkukun yapıldığı ve itirazın zımnen
reddine ilişkin işlemin tesis edildiği tarihlerde kamu alacağının teminatlı
alacak niteliğinde olduğu, bu durumda teminatlı kamu alacakları için öncelikle
6183 sayılı Kanun`un 37`nci maddesi hükmü uyarınca vade belirleme işlemi tesis
edilmesi suretiyle takip işlemlerine başlanılması gerekirken, bu usule riayet
edilmeden davacı hakkında düzenlenen ek tahakkuk kararı ile bu karara vaki
itirazın zımnen reddine dair dava konusu bölge müdürlüğü işleminde hukuka
uygunluk bulunmamaktadır.”
şeklinde karar verilerek transit rejimi ihlallerinde vergi aslı takibatında
ek tahakkuk kararı düzenlenmesinde transit rejiminin teminatlı alacak
olduğundan bahisle hukuka uyarlık bulunmadığına hükmedilmiştir.
6183 sayılı Kanunun 37 nci maddesinde kamu alacaklarının hususi
kanunlarında belli edilen zamanlarda ödeneceği, hususi kanunlarında ödeme
zamanı tespit edilmemiş amme alacaklarının Maliye Vekaletince belirtilecek
usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödeneceği, bu ödeme müddetinin
son gününün amme alacağının vadesi günü olduğu, amme borçlusunun isterse
borcunu belli zamanlardan önce ödeyebileceği hususları hüküm altına alınmıştır.
Anılan Kanunun 55 inci maddesinde amme alacağının vadesinde ödenmemesi
durumunda 15 gün içinde borçların ödenmesi veya mal bildiriminde bulunulması
gerektiği hususunun ödeme emri ile tebliğ olunacağı düzenlenmiştir.
56 ncı maddesinde ise;
“Karşılığında teminat gösterilmiş bulunan amme alacağı vadesinde ödenmediği
takdirde, borcun 15 gün içinde ödenmesi, aksi halde teminatın paraya
çevrileceği veya diğer şekillerle cebren tahsil devam olunacağı borçluya bildirilir.
15 gün içinde borç ödenmediği takdirde teminat bu kanun hükümlerine göre paraya
çevrilerek amme alacağı tahsil edilir.” hükmüne yer
verilmiştir.
Bu kapsamda, Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca; eğer bir kamu alacağı
teminata bağlanmışsa ve vadesinde ödenmezse, borçluya 15 gün içinde ödeme
yapması için bildirim gönderilmesi, bu bildirimde, ödeme yapılmadığı takdirde
teminatın doğrudan nakde çevrileceği veya kefilin takibe alınacağının açıkça belirtilmesi
gerekmektedir. Verilen bu süre sonunda borç hâlâ ödenmemişse, vergi dairesi
başka bir işleme gerek duymadan teminatı paraya çevirerek ya da kefil üzerinden
yasal süreci işleterek alacağını tahsil edecektir.
Diğer taraftan, 4458 sayılı Gümrük Kanununun 79 uncu maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendi;
“1-Bu Kanunun 80 ila 83 üncü maddelerinde geçen;
a) “Şartlı muafiyet düzenlemesi” deyimi, serbest dolaşımda olmayan eşyaya,
- Transit,
...
rejimlerinin uygulanması anlamına gelir.”,
81 inci maddesinin ikinci fıkrası;
“2. Eşyanın bir şartlı muafiyet düzenlemesine tabi tutulması, söz konusu
eşya için tahakkuk edebilecek her türlü gümrük vergilerine karşılık teminat
verilmesi şartına bağlıdır.”,
85 nci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları;
“1.Transit eşyası için tahakkuk edebilecek gümrük vergilerinin ödenmesini
sağlamak üzere teminat verilmesi zorunludur. Ancak;
a) Havayoluyla,
b) Boru hattıyla,
c) Demiryoluyla,
d) Denizyoluyla,
yapılan taşımalar için, yönetmelikle belirlenen haller dışında teminat
aranmaz.
2. Teminat:
a) Tek bir transit işlemi için bireysel teminat,
b) Müsteşarlık tarafından izin verilmesi halinde, birden fazla transit
işlemi için kapsamlı teminat, şekillerinde olabilir.”,
183 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları;
“1. Gümrük gözetimi altındaki ithalat vergilerine tabi eşyanın, kanuna
aykırı olarak gümrük gözetimi dışına çıkarılması halinde gümrük yükümlülüğü
doğar.”,
...
3. Bu Kanun hükümlerine göre; a) Eşyayı gümrük gözetiminden çıkaran
kişiler, b) Bu çıkarma işine iştirak eden ve eşyanın gümrük gözetiminden
çıkarıldığını bilen veya normal olarak bilmesi gereken kişiler, c) Söz konusu
eşyayı elde eden veya elinde bulunduran ve bu eşyayı elde ettiği veya aldığı
sırada gümrük gözetiminden çıkarıldığını bilen veya normal olarak bilmesi gereken
kişiler, d) Eşyanın geçici depolanmasında veya tabi tutulmuş olduğu gümrük
rejiminin kullanılmasından doğan yükümlülükleri yerine getirmesi gereken
kişiler, Gümrük vergilerinden sorumludurlar.”,
197 nci maddesinin birinci ve beşinci fıkrası;
“l. Gümrük vergileri, tahakkukundan hemen sonra yükümlüye tebliğ edilir.
…
5. Bu madde hükümlerine göre tebliğ edilen gümrük vergileri; 242 nci
maddede belirtilen sürelerde itirazda bulunulmaması veya süresi içinde idari
yargı mercilerine başvurulmaması hallerinde bu sürelerin bittiği tarihte
kesinleşir; dava açılması halinde mahkemece yükümlü aleyhine verilen kararın gümrük
idaresine tebliğ edildiği tarihte tahsil edilebilir hale gelir.”,
198 inci maddesinin ikinci fıkrası;
“2. Tebliğ edilen gümrük vergilerine karşı 242 nci madde çerçevesinde
gümrük idareleri nezdinde itiraz edilmesi ödeme süresini keser. Ödeme
süresi idarenin ya da yargı mercii kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren
yeniden başlar”,
201 inci maddesi;
“Süresi içinde ödenmeyen kesinleşmiş gümrük vergileri hakkında 6183
sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uygulanır.”,
202 inci maddesinin birinci fıkrası;
“1. Gümrük mevzuatı uyarınca, gümrük vergilerinin ve diğer amme
alacaklarının ödenmesini sağlamak üzere bir teminat verilmesi gereken hâllerde,
bu teminat söz konusu vergiler ve diğer amme alacakları tutarı kadar yükümlü
veya yükümlü olması muhtemel kişi tarafından verilir.”,
204 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi;
“1. 202 nci maddenin birinci fıkrasında belirtilen teminat tutarı, teminata
konu gümrük vergileri tutarının kesin olarak tespiti halinde bu miktar, diğer
hallerde ise tahakkuk edilen veya edilebilecek gümrük vergilerinin en yüksek
tutarı esas alınarak belirlenir…”,
205 inci maddesi;
“Gümrük vergileri için kabul edilecek teminatlar ile bunların
değerlendirilmesi 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun
hükümlerine tabidir…,”
206 ncı maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları;
“2. Teminatın alınmasını gerektiren gümrük yükümlülüğü sona erdiğinde
teminat çözülür.
3. Gümrük yükümlülüğü kısmen sona erdiğinde, ilgilinin talebi üzerine
verilmiş teminat kısmen çözülür. Ancak, söz konusu teminatın kısmen çözülmeye
uygun olması gerekir.”
hükümlerini amirdir.
Ayrıca, Gümrük Yönetmeliğinin 244 üncü maddesi;
“(1) İlgili gümrük idaresince transit işleminin usulüne uygun olarak
gerçekleştirilmediğinin tespit edilmesi durumunda tahsilat işlemi başlatılır.
(2) İlgili gümrük idaresince yükümlüsüne tebliğ edilen gümrük vergileri
ve diğer yükler, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun
hükümlerine göre takip ve tahsil edilir.
(3) Süresi içinde ödenmeyen kesinleşmiş gümrük vergileri ve diğer yükler
için, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun ilgili
hükümleri çerçevesinde, ilgili gümrük idaresince kefil nezdinde tahsilat işlemi
başlatılır. Ortak transit rejimi kapsamı işlemlerde kefilden tahsilatın yapılabilmesi
için, gerekli bildirimlerin öngörülen sürelerde kefile yapılmış olması gerekir.
(4) Kefil tarafından süresi içinde ödenmeyen gümrük vergileri ve diğer
yükler için kefil nezdinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanun hükümlerine göre takibata geçilir.
(5) Teminatın yeterli olmaması halinde kalan tutar, 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre yükümlüsünden tahsil
edilir.”
hükmündedir.
Diğer taraftan, 4 Seri Nolu Gümrük Genel Tebliği (Transit Rejimi) 41
inci maddesinde hareket gümrük idaresinin, rejimi ibra etmesi halinde teminatı
serbest bırakacağı, bununla birlikte, kapsamlı teminat kullanılması durumunda
varış bilgisi mesajı alındığında ilgili transit işlemine ilişkin teminat tutarının
serbest bırakılacağı hüküm altına alınmıştır. Ayrıca, anılan Tebliğin 52 nci
maddesinin ikinci fıkrasında süresinde ödenmeyen gümrük vergileri ve diğer
yükler için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun
hükümlerine göre işlem yapılacağı düzenlenmiştir.
Gümrük Genel Tebliği (Tahsilat İşlemleri) (Seri No: 2)’nin 4 üncü
maddesinin üçüncü fıkrasında ise;
“(3) Şartlı muafiyet rejimlerine girişte veya nihai kullanım izni
kapsamında, tahakkuku yapılan ve teminata bağlanan gümrük vergilerine ilişkin
olarak, ilgili rejim hükümlerinin ihlali halinde, alacak aslına ilişkin ayrıca
tahakkuk yapılmaz.” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri kapsamında, transit rejimi bir
şartlı muafiyet düzenlemesi olup eşyanın bir şartlı muafiyet düzenlemesine tabi
tutulması, söz konusu eşya için tahakkuk edebilecek her türlü gümrük
vergilerine karşılık teminat verilmesi şartına bağlıdır. Transit rejiminde
teminat tek bir transit işlemi için bireysel teminat olabileceği gibi birden
fazla transit işlemi için kullanılan kapsamlı teminat şeklinde de olabilir.
Transit rejimine tabi tutulan eşya, rejim hükümlerine uygun şekilde varış gümrük
idaresine sunulduğunda transit rejimi sona erer ve hareket gümrük idaresi,
rejimi ibra etmesi halinde teminatı serbest bırakır. Kapsamlı teminat
kullanıldığı durumlarda ise, varış bilgisi mesajı alındığında transit işlemine
ilişkin teminat tutarı serbest bırakılır. Dolayısıyla transit rejiminde
kapsamlı teminat düşümlü olarak çalışan bir teminat türüdür.
Transit rejiminde teminat, alacağın doğmuş ve kesinleşmiş olduğu anlamına
gelmemekte; yalnızca ileride doğması muhtemel kamu alacağının tahsil
güvenliğini sağlamak amacıyla alınan bir koruma önlemi niteliği taşımaktadır.
Bu çerçevede, transit rejiminin rejim hükümlerine uygun olarak sonlandırılmadığı
durumlarda gümrük yükümlülüğü doğacağından idarece tahsil edilecek gümrük vergileri
için, öncelikle vergilerin tahakkuk ettirilmesi ve yükümlüye usulüne uygun
şekilde tebliğ edilmesi gerekmektedir. Nitekim 4458 sayılı Kanun’un 197’nci
maddesi uyarınca gümrük vergilerinin tahakkukundan hemen sonra yükümlüye tebliğ
edileceği hususu düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 198’inci maddesi ise, bu tebliğe
karşı idari itiraz yoluna gidilmesinin ödeme süresini keseceğini ve nihai kararın
tebliği ile sürenin yeniden başlayacağını hükme bağlamaktadır. Bu hükümler
birlikte değerlendirildiğinde, tahakkuk ve tebliğ işlemi, yalnızca teknik bir
işlem olmayıp, yükümlünün itiraz ve dava hakkını kullanabilmesinin ön koşulu
olan kurucu bir idari işlemdir.
Kaldı ki, transit rejiminde alınan teminat, “doğabilecek” vergiler için öngörülmüş bir üst sınır mahiyetindedir.
Rejim ihlali gerçekleştiğinde ortaya çıkan somut kamu alacağı, her zaman
başlangıçta alınan teminat tutarı kadar olmadığı gibi söz konusu teminat tutarı
ile sınırlı da kalmayabilmektedir. Eşyanın miktarındaki farklar, tarife
pozisyonu (GTİP) değişiklikleri, döviz kurunun değişmesi veya ihlal anındaki
güncel vergi oranları nedeniyle, gerçek amme alacağının başlangıçtaki teminat
tutarını aşabildiği durumlar da söz konusu olabilmektedir. Dolayısıyla bu
durum, transit rejimi ihlallerinde, öncelikle ek tahakkuk kararı düzenlenerek
ödenecek vergilerin miktarının belirlenmesini zorunlu kılmaktadır.
Ayrıca, Gümrük Kanunu’nun 85 inci maddesinde kural olarak, transit
rejiminde transit eşyası için tahakkuk edebilecek gümrük vergilerinin
ödenmesini sağlamak üzere teminat verilmesi zorunlu olmakla birlikte havayolu,
denizyolu, demiryolu ve boru hattıyla yapılan taşımalarda, yönetmelikle
belirlenen haller dışında teminat aranmamaktadır. Bu durumda ise, transit
rejimi ihlallerinde vergi aslı takibatlarında ek tahakkuk kararı
düzenlenmeksizin doğrudan 6183 sayılı Kanunun 56 ncı maddesine gidilmesi,
idarece taşıma modlarına göre bir ayrıma gidilerek ikili bir mekanizma
çalıştırılması (teminat aranmayan taşıma modları için ek tahakkuk düzenlenmesi,
teminat aranan durumlarda ise doğrudan 6183 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin
işletilmesi) anlamına gelir ki, bu da usul ekonomisine aykırı olduğu gibi
idarece iki farklı hukuki rejim işletilmesi sonucunu doğuracaktır.
Diğer taraftan, transit rejiminde bir gümrük yükümlülüğünün doğması
halinde, Gümrük Kanunu`nun 183 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında gümrük
vergilerinden sorumlu olacak kişiler belirtilmiş olup bu kapsamda rejim hak
sahibi yanında taşıyıcı da yükümlü olması muhtemel kişiler arasında
olabilmektedir. Bu gibi durumlarda, rejim hak sahibinin teminatı altında
taşınan transit rejimi kapsamı eşyaya ilişkin bir yükümlülük doğduğunda rejim
hak sahibinin yanı sıra, teminat sahibi olmayan taşıyıcı için 6183 sayılı
Kanunun 56 ncı maddesi uyarınca takibata geçilmesinin taşıyıcının teminatı bulunmadığından
uygulamada sorun yaratacağı değerlendirilmektedir. Zira anılan madde kapsamında
borçluya borcun 15 gün içinde ödenmesi, aksi halde teminatın paraya çevrileceği
veya diğer şekillerle cebren tahsil devam olunacağı bildirilmektedir.
Öte yandan, Gümrük Kanunu’nun 201 inci maddesinde açıkça süresi içerisinde
ödenmeyen kesinleşmiş gümrük vergileri hakkında 6183 sayılı Kanun hükümlerinin
uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla 6183 sayılı Kanun uyarınca
tahsilat aşamasına geçilebilmesi için öncelikle alacağın idari bir işlemle (ek
tahakkuk) miktar olarak belirlenmesi ve yükümlüsüne tebliğ edilerek söz konusu
ek tahakkuk kararına karşı gümrük mevzuatı uyarınca yükümlüye itiraz ve uzlaşma
hakkı tanınması gerektiği değerlendirilmektedir. Söz konusu hususlar ayrıca
ülkemizin de taraf olduğu uluslararası anlaşmaların da getirdiği bir
güvencedir. Şöyle ki, GATT 1994 md. X:3(b), gümrük konularında idari işlemlerin
hızlı inceleme ve düzeltme amacını gerçekleştirecek yargısal/tahkimî/idari usullerin
sürdürülmesini öngörerek, gümrük idaresi kararlarının denetime
kapatılamayacağını ortaya koymaktadır. Buna paralel olarak, DTÖ Ticaretin
Kolaylaştırılması Anlaşması 4 üncü maddesi, gümrük idaresinin idari kararlarına
muhatap olan kişilere ülke içinde söz konusu karara karşı idari itiraz/inceleme
veya kararın yargısal temyizi/incelenmesi imkânının tanınmasını
gerektirmektedir. Dolayısıyla, söz konusu düzenlemelerin amacı gümrük
kararlarının hızlı, erişilebilir ve etkili biçimde gözden geçirilebilmesidir.
Bu nedenle, yargı yolu teorik olarak mevcut bulunsa bile, idari itiraz katmanının
bütünüyle kaldırılması, uyuşmazlığın idare içinde süratle giderilmesi ve
hatanın erken aşamada düzeltilmesi imkanını ortadan kaldırarak söz konusu
uluslararası usul güvencelerine de aykırılık oluşturacaktır.
Bu itibarla, transit rejimi ihlallerinde amme alacağının miktarının
netleştirilmesi, yükümlünün itiraz ve uzlaşma haklarının korunması amacıyla “Ek Tahakkuk Kararı” düzenlenmesinin
gümrük mevzuatının ve uluslararası düzenlemelerle de güvence altına alınmış bir
gereklilik olduğu açıktır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar ışığında,
transit rejiminin ihlal edilmesinden kaynaklanan vergi aslı alacakları için
30.07.2018 tarihli ve 36233267 sayılı Genel Müdürlüğümüz dağıtımlı yazısı
çerçevesinde öncelikle ek tahakkuk kararı düzenlenmesi, anılan kararın kesinleşmesini
müteakip 6183 sayılı Kanun kapsamında takibata geçilmesi suretiyle işlem tesis
edilmesi gerekmektedir.
Bilgi ve buna göre gereğini rica ederim.
Mustafa GÜMÜŞ
Genel Müdür
Dağıtım: Tüm Gümrük ve Dış
Ticaret Bölge Müdürlüklerine
E.E.