DANIŞTAY KARARI
Danıştay Vergi Dava Daireleri
Kurulundan: 02.05.2026 Tarih ve 33241 Sayılı R.G.
Esas No :2025/24
Karar No : 2026/4
ÖZET: Dava konusu işlemin iptali ile
vergilerin faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan
davalarda dava konusu işlemin iptali ile vergilerin iade edilmesine karar
verilmesine karşın davacının faiz talebinin kısmen hukuka aykırı bulunması
hâlinde;
1. Mahkemece
faiz talebinin kabul edilmeyen kısmı yönünden davanın kısmen reddine karar
verilmesi gerektiği,
2. Mahkemece
reddedilen faiz talebi yönünden davacı aleyhine yargılama giderlerine
hükmedilmesi gerektiği,
3. Mahkeme
kararının, faiz talebi yönünden davanın kısmen reddine ilişkin hüküm fıkrasına
davacı tarafından yöneltilen istinaf isteminin, istinaf merciince reddine karar
verilmesi hâlinde, istinaf karar harcına hükmedilmesi gerektiği hakkında.
BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI
ARASINDAKİ AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİ HAKKINDA KARAR
I. AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ
İSTEMİNDE BULUNAN: Bursa Bölge İdare Mahkemesi
Başkanlar Kurulu
II. İSTEMİN ÖZETİ: Serbest dolaşıma giriş
beyannamelerine konulan ihtirazi kayıtların kabul edilmemesi üzerine tahakkuk
ettirilen ilave gümrük vergileri, gümrük vergileri ve katma değer vergilerinin,
gümrük tarife istatistik pozisyonu farklılığından kaynaklanan kısımlarına karşı
4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 242. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca
yapılan itirazların reddine dair işlemlerin iptali ve ihtirazi kayda konu
edilen vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle
birlikte iadesi istemiyle açılan davalarda verilen Bursa Bölge İdare Mahkemesi
2. Vergi Dava Dairesinin 23/06/2025 tarih ve E:2025/334, K:2025/485 sayılı kararı
ile İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 5. Vergi Dava Dairesinin 14/05/2025 tarih ve
E:2025/864, K:2025/1299 sayılı kararı arasındaki aykırılığın, 2576 sayılı Bölge
idare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve
Görevleri Hakkında Kanun’un 3/C maddesinin (4) numaralı fıkrasının (c) işaretli
bendi uyarınca, Bursa Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin anılan
kararı doğrultusunda giderilmesi, istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanın bu
yöndeki talebini uygun gören Bursa Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun
17/09/2025 tarih ve E:2025/41, K:2025/41 sayılı kararıyla istenmiştir.
III. ÖN İNCELEME:
İşbu
dosyadaki aykırılığın giderilmesi istemi ile Danıştay Vergi Dava Daireleri
Kurulunun E:2025/25 sayılı dosyasında yer alan Bursa Bölge İdare Mahkemesi
Başkanlar Kurulunun aykırılığın giderilmesi isteminin aynı konuya ilişkin
olduğu görüldüğünden, usul ekonomisi gözetilerek söz konusu aykırılığın
giderilmesine yönelik istemin ayrıca karşılanmasında hukuki bir yararın
bulunmadığına ve bu nedenle anılan dosyanın işbu dosya (E:2025/24) ile
birleştirilmesine karar verilmiştir.
IV. AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ
İSTEMİNE KONU BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI:
A. Bursa Bölge İdare Mahkemesi 2.
Vergi Dava Dairesinin E:2025/334 sayılı dosyasına konu yargılama süreci:
Dava konusu istemin özeti: Serbest dolaşıma giriş
beyannamesine konulan ihtirazi kaydın kabul edilmemesi üzerine tahakkuk
ettirilen ilave gümrük vergisi, gümrük vergisi ve katma değer vergisinin,
gümrük tarife istatistik pozisyonu farklılığından kaynaklanan kısmına karşı
4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 242. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca
yapılan itirazın reddine dair işlemin iptali ve ihtirazi kayda konu edilen
vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte
iadesi istemiyle dava açılmıştır.
Bursa 1. Vergi Mahkemesinin
26/02/2025 tarih ve E:2024/417, K:2025/83 sayılı kararının özeti:
i. Dava konusu işlemin hukuka
uygunluğu ve ihtirazı kayda konu edilen vergilerin iadesi istemi yönünden
yapılan inceleme:
İhtirazı
kayıtla verilen serbest dolaşıma giriş beyannamesine konu eşya davacı
tarafından belirtilen pozisyon kapsamında bulunduğundan, dava konusu işlemde
hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle ihtirazı kayda
konu edilen vergilerin davacıya iadesi gerekmektedir.
ii. Davacının faiz talebi yönünden
yapılan inceleme:
4458
sayılı Gümrük Kanunu’nun 7190 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen 216.
maddesinin 7451 sayılı Kanun ile değişik hâli şu şekildedir:
“1. Gümrük vergileri ile bunların ödenmelerine
bağlı olarak tahsil edilmiş gecikme faizinin veya gecikme zammının geri
verilmesinde, geri vermeye konu fazla tahsilatın yükümlüden kaynaklanması
durumunda geri verme başvurusunun yapıldığı tarihten, diğer durumlarda ise
tahsilat tarihinden geri verme kararının tebliğ edildiği tarihe kadar geçen
süre için geri verilecek tutar üzerinden, aynı dönemde kanuni faiz oranında
hesaplanan faiz ödenir.
2. Geri verme kararının tebliğ
edildiği tarihten itibaren dört ay içerisinde idarece söz konusu kararın
uygulanmaması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine, tebliğ tarihinden ödemenin
yapıldığı tarihe kadar geçen süre için geri verilecek tutar üzerinden, aynı
dönemde kanuni faiz oranında hesaplanan faiz ödenir.”
Davacı
tarafından 12/06/2024 tarihli serbest dolaşıma giriş beyannamesine istinaden
fazladan ödenen vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil
faiziyle birlikte iadesi istenmiştir. İlgili vergilerin iadesi bakımından
uygulanacak faiz türünün, gümrük yükümlülüğünün başladığı beyannamenin tescil
tarihi itibarıyla yürürlükte olan mevzuat hükümleri uyarınca belirlenmesi
gerekir.
Olayda,
serbest dolaşıma giriş beyannamesinin tescil tarihinin, 4458 sayılı Kanun’un
216. maddesinin (1) numaralı fıkrasının 7451 sayılı Kanun ile değişik hâlinin
yürürlüğe girdiği 10/04/2023 tarihinden sonra olduğu anlaşıldığından, ilgili
vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak kanuni faiziyle birlikte
davacıya iadesi; davacının, kanuni faiz oranını aşan faiz talebinin ise reddi
gerekmektedir.
iii. Karar sonucu:
Mahkeme,
bu gerekçeyle dava konusu işlemi iptal etmiş, davacıdan tahsil edilen
vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak kanuni faiziyle birlikte
iadesine karar vermiş, davacının kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden
ise davayı reddetmiştir.
Ayrıca
Mahkeme, davanın kısmen ret, kısmen kabul ile sonuçlandığını belirterek karar
tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca
taraflar lehine vekâlet ücretine hükmetmiş, diğer yargılama giderlerini
haklılık durumuna göre taraflara paylaştırmış ve davacı aleyhine karar harcına
hükmetmiştir.
Tarafların istinaf istemlerini
inceleyen Bursa Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 23/06/2025 tarih
ve E:2025/334, K:2025/485 sayılı kararının özeti:
Vergi
Dava Dairesi, istinaf istemlerine konu vergi mahkemesi kararının usul ve hukuka
uygun olduğu gerekçesiyle istemleri kesin olarak reddetmiştir.
Ayrıca,
Vergi Dava Dairesi, davacının istinaf isteminin reddedilmesi nedeniyle davacı
aleyhine istinaf karar harcına hükmetmiştir.
8. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi
5. Vergi Dava Dairesinin E:2025/864 sayılı dosyasına konu yargılama süreci:
Dava konusu istemin özeti: Serbest dolaşıma giriş
beyannamesine konulan ihtirazi kaydın kabul edilmemesi üzerine tahakkuk
ettirilen ilave gümrük vergisi, gümrük vergisi ve katma değer vergisinin,
gümrük tarife istatistik pozisyonu farklılığından kaynaklanan kısmına karşı
4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 242. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca
yapılan itirazın reddine dair işlemin iptali ve ihtirazi kayda konu edilen vergilerin
tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesi
istemiyle dava açılmıştır.
Kocaeli 1. Vergi Mahkemesinin
17/01/2025 tarih ve E:2024/850, K:2025/111 sayılı kararının özeti:
i. Dava konusu işlemin hukuka
uygunluğu yönünden yapılan inceleme:
İhtirazı
kayıtla verilen serbest dolaşıma giriş beyannamesine konu eşya davacı
tarafından belirtilen pozisyon kapsamında bulunduğundan, dava konusu işlemde
hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
ii. Davacının tahsil edilen
vergilerin faiziyle birlikte iadesi talebi yönünden yapılan inceleme:
Uyuşmazlığın
bu yönden çözümü için 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 7190 sayılı Kanun ile
yeniden düzenlenen 216. maddesinin 7451 sayılı Kanun ile değişik hâlinin dikkate
alınması gerekmektedir.
Olayda,
serbest dolaşıma giriş beyannamesinin tescil tarihinin, 4458 sayılı Kanun’un
216. maddesinin (1) numaralı fıkrasının 7451 sayılı Kanun ile değişik hâlinin
yürürlüğe girdiği 10/04/2023 tarihinden sonra olduğu anlaşıldığından, ilgili
vergilerin tahsil tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt
Faizine İlişkin Kanun uyarınca hesaplanacak kanuni faiziyle birlikte davacıya
iadesi; davacının, kanuni faiz oranını aşan faiz talebinin ise reddi
gerekmektedir.
iii. Karar sonucu:
Mahkeme,
bu gerekçeyle dava konusu işlemi iptal etmiş, davacıdan tahsil edilen
vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak kanuni faiziyle birlikte
iadesine karar vermiş, davacının kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden
ise davayı reddetmiştir.
Ayrıca
Mahkeme, davanın kısmen ret, kısmen kabul ile sonuçlandığını belirterek karar
tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca
taraflar lehine vekâlet ücretine hükmetmiş, diğer yargılama giderlerini haklılık
durumuna göre taraflara paylaştırmış ve davacı aleyhine karar harcına
hükmetmiştir.
Tarafların istinaf istemlerini
inceleyen İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 5. Vergi Dava Dairesinin 14/05/2025
tarih ve E:2025/864, K:2025/1299 sayılı kararının özeti:
i. Davalının istinaf istemi
yönünden yapılan inceleme:
Davalı
tarafından istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar, vergi mahkemesi
kararının, dava konusu işlemin iptali ile davacıdan tahsil edilen vergilerin
tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak kanuni faiziyle birlikte iadesine dair
hüküm fıkralarının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır.
ii. Davacının istinaf istemi
yönünden yapılan İnceleme:
Olayda,
serbest dolaşıma giriş beyannamesinin tescil tarihinin, 4458 sayılı Kanun’un
216. maddesinin (1) numaralı fıkrasının 7451 sayılı Kanun ile değişik hâlinin yürürlüğe
girdiği 10/04/2023 tarihinden sonra olduğu anlaşıldığından ve ilgili vergilerin
tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak kanuni faiziyle birlikte davacıya
iadesi gerektiğinden, davacının kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden
istinaf isteminin reddi gerekmektedir.
Diğer
taraftan, Mahkeme, davanın kısmen ret, kısmen kabul ile sonuçlandığını
belirterek haklılık oranına göre davacı aleyhine yargılama giderine ve karar
harcına hükmetmiştir. Davacının istemi göz önünde bulundurulduğunda davanın
kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, ferî alacak
mahiyetindeki faizin türü yönünden davanın reddedilmiş olması, davacı aleyhine
yargılama giderlerine hükmedilmesi sonucunu doğurmayacaktır. Bu durumda Mahkeme
kararının anılan kısmında hukuka uygunluk görülmemiştir.
iii. Karar sonucu:
Vergi
Dava Dairesi bu gerekçeyle, davalının istinaf istemini reddetmiş, davacının
kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden istinaf istemini reddetmiş,
davacının istinaf istemini kısmen kabul ederek mahkeme kararının davanın kısmen
reddi ile davacı aleyhine hükmedilen vekâlet ücreti ve diğer yargılama
giderlerine yönelik hüküm fıkrasını kaldırdıktan sonra davalı idare lehine
vekâlet ücreti ve diğer yargılama giderine hükmedilmemesine, mahkemede yapılan
yargılama aşamasında doğan yargılama giderinin tamamının davalı idareye
yükletilmesine kesin olarak karar vermiştir.
Ayrıca
Vergi Dava Dairesi, davacının kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden
davacının istinaf isteminin reddine karar vermesine rağmen davacı aleyhine
istinaf karar harcına hükmetmemiştir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE:
A. İLGİLİ MEVZUAT:
1) 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu’nun “Temyiz’’ başlıklı 46. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi
7524 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmiş ve aynı Kanun ile anılan maddenin
birinci fıkrasına (b) bendinden sonra gelmek üzere (c) bendi eklenmiş olup
anılan fıkranın bentleri birbirine bağlayan hükmü ile (b) ve (c) bentleri şu
şekildedir:
“Danıştay dava dairelerinin nihai
kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında
verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda,
kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir.
…
b) (İptal bent: Anayasa
Mahkemesinin 26/7/2023 tarihli ve E:2023/36 K:2023/142 sayılı Kararı ile)
(Yeniden Düzenleme: 28/7/2024-7524/53 md.) Konusu dokuz yüz yirmi bin Türk
lirasını aşan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında
açılan davalar.
c) (Ek:28/7/2024-7524/53 md.)
Konusu iki yüz yetmiş bin Türk lirasını aşıp dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını
aşmayan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan
ve istinaf kanun yolu incelemesinde kaldırma kararı üzerine yeniden karar
verilen davalar.”
2. 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun
7190 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen 216. maddesinin 10/04/2023 tarihinde
yürürlüğe giren 7451 sayılı Kanun ile değişik hâli şu şekildedir:
“1. Gümrük vergileri ile bunların
ödenmelerine bağlı olarak tahsil edilmiş gecikme faizinin veya gecikme zammının
geri verilmesinde, geri vermeye konu fazla tahsilatın yükümlüden kaynaklanması
durumunda geri verme başvurusunun yapıldığı tarihten, diğer durumlarda ise
tahsilat tarihinden geri verme kararının tebliğ edildiği tarihe kadar geçen
süre için geri verilecek tutar üzerinden, aynı dönemde kanuni faiz oranında
hesaplanan faiz ödenir.
2. Geri verme kararının tebliğ
edildiği tarihten itibaren dört ay içerisinde idarece söz konusu kararın
uygulanmaması hâlinde, ilgilinin talebi üzerine, tebliğ tarihinden ödemenin
yapıldığı tarihe kadar geçen süre için geri verilecek tutar üzerinden, aynı
dönemde kanuni faiz oranında hesaplanan faiz ödenir.”
3. 2577 sayılı Kanun’un “Hukuk
Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Vergi Usul Kanununun uygulanacağı haller”
başlıklı 31. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin ilgili
kısımları şu şekildedir:
“1. Bu Kanunda hüküm bulunmayan
hususlarda; ... yargılama giderieri[nde] ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu
hükümleri uygulanır....”
4. 1086 sayılı Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanunu’nu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
Kanunu’nun “Son Hükümler” başlıklı on ikinci kısmında yer alan “Diğer
kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler” başlıklı 447. maddesinin (2)
numaralı fıkrası şu şekildedir:
“Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan
18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan
yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan
maddelerine yapılmış sayılır.”
5. 6100 sayılı Kanun’un “Yargılama
Giderleri ve Adli Yardım” başlıklı yedinci kısmının “Yargılama Giderleri”
başlıklı birinci bölümünde yer alan “Yargılama giderlerinden sorumluluk”
başlıklı 326. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şu şekildedir:
“1) Kanunda yazılı hâller dışında,
yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar
verilir.
2. ) Davada iki taraftan her biri
kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık
oranına göre paylaştırır.”
6. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun “Vergi
Yargısı Harçları” başlıklı üçüncü kısmının “Harcın Ölçüsü, Ödenmesi ve Geri
Verilmesi” başlıklı ikinci bölümünde yer alan “Harç alma ölçüleri” başlıklı 54.
maddesi şu şekildedir:
“Vergi yargısı harçları (3) sayılı
tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin
nevi ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır.”
7. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na
ekli (3) sayılı Tarife’nin “II- Nispi harçlar” başlıklı kısmı ile “III- Maktu
harç” başlıklı kısmının (a) işaretli bentleri şu şekildedir:
“(3) SAYILI TARİFE
Vergi yargısı harçları:
…
II-Nispi harçlar:
a) Vergi mahkemesi ile bölge idare
mahkemesi kararlarında:
…
III- Maktu harç:
….
a) Vergi mahkemesi ve bölge idare
mahkemesi kararlarında...”
B. HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2576
sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin
Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un 3/C maddesinin (5) numaralı fıkrası
uyarınca karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları
dinlendikten sonra konu ile ilgili kararlar ve mevzuat incelenerek gereği
görüşüldü:
1. Usul yönünden:
2576
sayılı Kanun’un 3/C maddesinin (4) numaralı fıkrasının (c) bendinde, aynı bölge
idare mahkemesi dairelerince veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince
verilen kararlar arasındaki aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesinin
istenebilmesi, isteme konu bu kararların kesin nitelikte olması şartına
bağlanmıştır.
2576
sayılı Kanun’un 3/C maddesinin (4) numaralı fıkrasının (c) bendi ile kanun
koyucunun aykırılığın giderilmesine ilişkin başvuru yolunu ihdas etmekteki
amacı gözetildiğinde, istinaf incelemesi sonucunda verilen ve kesin nitelikte
olan karar ile temyiz incelemesine tabi olan ve dolayısıyla kesin nitelikte
bulunmayan karar arasındaki aykırılığın anılan düzenleme kapsamında
giderilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Bu
nedenle işbu aykırılığın giderilmesi istemine konu Vergi Dava Daireleri
kararlarının temyiz kanun yoluna tabi olup olmadığı ve kesin nitelik taşıyıp
taşımadığı hususlarının incelenmesi gerekmektedir.
2577
sayılı Kanun’un ek 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasının 04/06/2025 tarihinde
yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun ile değişik hâlinde, Kanun’un 46. maddesi
uyarınca temyiz yoluna başvurulabilecek kararların belirlenmesinde davanın
açıldığı tarihteki parasal sınırın esas alınacağı kurala bağlanmıştır.
Aykırılığın giderilmesi istemine konu kararlara ilişkin davalar, 19/08/2024
tarihinde açılmış olup her iki davanın da konusu parasal bir uyuşmazlık
içermektedir. Usul kuralları, zaman bakımından “derhal uygulanma ilkesi”ne tabi
olduğundan, anılan kuralın yürürlüğe girdiği 04/06/2025 tarihinden önce açılan
davalarda verilen kararların Kanun’un 46. maddesi uyarınca temyiz kanun yoluna
tabi olup olmadığı noktasında yapılacak belirlemenin, davanın açıldığı tarihte
geçerli olan parasal sınıra göre yapılması gerekmektedir.
Diğer
taraftan, 2577 sayılı Kanun’un “Temyiz” başlıklı 6545 sayılı Kanun’un 20.
maddesi ile değiştirilen 46. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 7524
sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki hâlinin, Anayasa Mahkemesinin
13/10/2023 tarih ve 32338 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 26/07/2023 tarih ve
E:2023/36, K:2023/142 sayılı kararıyla iptal edilmesi üzerine 2577 sayılı Kanun’un
46. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi 7524 sayılı Kanun ile yeniden
düzenlenmiş; aynı Kanun ile anılan maddenin birinci fıkrasına (b) bendinden
sonra gelmek üzere (c) bendi eklenmiştir. Anılan kurallar 02/08/2024 tarihinde
yürürlüğe girmiş olup şu şekildedir:
“b) Konusu dokuz yüz yirmi bin Türk
lirasını aşan; vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında
açılan davalar.
c) Konusu iki yüz yetmiş bin Türk
lirasını aşıp dokuz yüz yirmi bin Türk lirasını aşmayan; vergi davaları, tam
yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan ve istinaf kanun yolu
incelemesinde kaldırma kararı üzerine yeniden karar verilen davalar.”
Bu
kurallara göre davanın açıldığı tarihte geçerli olan temyiz kanun yoluna
ilişkin (2024 yılında uygulanan) parasal sınıra göre konusu 920.000 TL’yi aşan;
vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar
ile konusu 270.000 TL’yi aşıp 920.000 TL’yi aşmayan; vergi davaları, tam yargı
davaları ve idari işlemler hakkında açılan ve istinaf kanun yolu incelemesinde
kaldırma karan üzerine yeniden karar verilen davalarda verilen bölge idare
mahkemesi kararları temyiz kanun yoluna tabidir ve bu kararlar kesin nitelikte
değildir. Dolayısıyla bu kararların aykırılığın giderilmesi istemine konu
olmasına hukuken olanak bulunmamaktadır.
Bursa
Bölge İdare Mahkemesi 2. Vergi Dava Dairesinin 23/06/2025 tarih ve E:2025/334,
K:2025/485 sayılı kararına konu dava konusu işleme ilişkin parasal tutar,
425.085,83 TL’dir. Anılan Vergi Dava Dairesince, Vergi Mahkemesince verilen
kararın istinaf kanun yolu aşamasında kaldırılmasına karar verilmediğinden ve
bu davaya ilişkin uyuşmazlığın parasal tutarı 920.000 TL’yi aşmadığından,
anılan kararın, 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinin birinci fıkrasının (b) ve
(c) bentlerine göre temyiz kanun yoluna tabi olmadığı, kesin nitelik taşıdığı
ve aykırılığın giderilmesi istemine konu olabilecek nitelikte olduğu sonucuna
varılmıştır.
İstanbul
Bölge İdare Mahkemesi 5. Vergi Dava Dairesinin 14/05/2025 tarih ve E:2025/864,
K:2025/1299 sayılı kararına konu dava konusu işleme ilişkin parasal tutar ise
849.125,61 TL’dir. Uyuşmazlık konusu parasal tutar, 2577 sayılı Kanun’un 46.
maddesinin birinci fıkrasına 7524 sayılı Kanun ile eklenen (c) bendinde yer
alan parasal tutarlar arasında yer almakla birlikte anılan kararın, temyiz
kanun yoluna tabi olabilmesi için “...
istinaf kanun yolu incelemesinde kaldırma kararı üzerine yeniden karar verilen
davalar” şeklinde öngörülen diğer kriteri sağlayıp sağlamadığının da
değerlendirilmesi gerekmektedir.
Anılan
Vergi Dava Dairesince, Vergi Mahkemesince verilen kararın yargılama giderlerine
dair hüküm fıkrasının kaldırılmasına, diğer hüküm fıkraları yönünden istinaf
istemlerinin reddine karar verilmiştir. 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinin
birinci fıkrasına 7524 sayılı Kanun ile eklenen (c) bendinde yer alan kuralın,
istinaf kanun yolu incelemesi sonucunda verilen uyuşmazlığın esasına yönelik
kaldırma kararlarına ilişkin olduğu ve yargılama giderleri bakımından verilen
kaldırma kararlarını kapsamadığı dikkate alındığında, anılan kararın, 2577
sayılı Kanun’un 46. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre temyiz kanun
yoluna tabi olmadığı, kesin nitelik taşıdığı ve aykırılığın giderilmesi
istemine konu olabilecek nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.
Açıklanan
nedenlerle, işbu isteme konu kararlar arasındaki aykırılığın giderilmesi için
2576 sayılı Kanun’da öngörülen şartların gerçekleştiği sonucuna varıldığından,
isteme konu kararlar arasındaki aykırılığın giderilmesi gerekmektedir.
Kurul
Üyesi Abdurrahman GENÇBAY, Zeynep KENAN, Abdullah AYGÜN, Tekin YALIM ve Yüksel
NAVDAR bu görüşe aşağıdaki gerekçeyle katılmamışlardır.
İstanbul
Bölge İdare Mahkemesi 5. Vergi Dava Dairesinin 14/05/2025 tarih ve E:2025/864,
K:2025/1299 sayılı kararına konu dava konusu işleme ilişkin parasal tutar, 849.125,61
TL’dir. Bu davada Vergi Dava Dairesince verilen kararın, kaldırmaya ilişkin
hüküm fıkrasının, mahkeme kararının davanın reddine dair hüküm fıkrasıyla
ilintili olması nedeniyle anılan kararın 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinin
birinci fıkrasının (c) bendine göre temyiz kanun yoluna tabi olduğu sonucuna
varılmıştır.
Bu
durumda, istinaf merciinin kesin nitelikte olan kararı ile temyiz incelemesine
tabi olan ve dolayısıyla kesin nitelikte bulunmayan kararı arasında mevcut
olduğu belirtilen aykırılığın, 2576 sayılı Kanun’un 3/C maddesinin (4) numaralı
fıkrasının (c) bendine göre giderilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. Bu
nedenle aykırılığın giderilmesi isteminin reddine karar verilmesi
gerekmektedir.
2575
sayılı Danıştay Kanunu’nun 50. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde
yer alan “Göreve ve usule ait meselelerde
azınlıkta kalanlar, işin esası hakkında oylarını kullanmak zorundadırlar.”
şeklindeki kural ve Kurulumuzun usule ilişkin meselelerde azınlıkta kalanların
diğer usuli meselelerde ve nihai kararda oy kullanacaklarına dair içtihadı
uyarınca usuli mesele yönünden karşı oyda kalan Kurul Üyeleri esas yönünden
oylamaya katılmıştır.
2. Esas yönünden:
Aykırılığın
giderilmesi istemine konu kararlar arasındaki aykırılık, dava konusu işlemin
iptali ile vergilerin kanuni faiziyle birlikte iadesine karar verilmesine
karşın davacının kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden istemin
reddedilmesi hâlinde, mahkemece bu istem yönünden davanın kısmen reddine karar
verilmesinin gerekip gerekmediği; mahkemece bu istem yönünden davacı aleyhine
yargılama giderlerine hükmedilmesinin gerekip gerekmediği; mahkeme kararının,
kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden davanın kısmen reddine ilişkin
hüküm fıkrasına davacı tarafından yöneltilen istinaf isteminin, istinaf
merciince reddine karar verilmesi hâlinde, istinaf karar harcına
hükmedilmesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir.
a) Dava konusu işlemin iptali ile
vergilerin kanuni faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi durumunda
mahkemece davacının kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden davanın
kısmen reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği bakımından oluşan
aykırılığın giderilmesi istemi hakkında yapılan hukuki değerlendirme:
Davacılar,
hukuka aykırı olduğunu iddia ettikleri işlemlerin iptal edilmesinin yanı sıra
ödedikleri vergilerin faiziyle birlikte iadesine hükmedilmesini de
isteyebilirler.
Gümrük
vergileri ile bunların ödenmelerine bağlı olarak tahsil edilmiş gecikme
faizinin veya gecikme zammının geri verilmesinde hesaplanacak faizin türü ve
hesaplama yöntemine ilişkin düzenlemelere 4458 sayılı Kanun’un 216. maddesinin
(1) numaralı fıkrasında yer verilmiştir.
Davacılar
tarafından talep edilen faizin türü anılan yasal düzenleme kapsamında
değerlendirilerek bu talebin ilgili Kanun’da öngörülen faiz oranını aşması
hâlinde, bu yönden kısmen de olsa davanın reddine karar verilmesi
gerekmektedir.
Bu
nedenle işbu isteme konu kararlar arasındaki aykırılığın, dava konusu işlemin
iptali ile vergilerin kanuni faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi
durumunda mahkemece davacının kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden
davanın kısmen reddine karar verilmesi gerektiği yönünde giderilmesi gerektiği
sonucuna varılmıştır.
b) Dava konusu işlemin iptali ile
vergilerin kanuni faiziyle birlikte iadesine karar verilmesine karşın davacının
kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden istemin reddedilmesi hâlinde,
mahkemece reddedilen kısım nedeniyle davacı aleyhine yargılama giderlerine
hükmedilmesinin gerekip gerekmediği bakımından oluşan aykırılığın giderilmesi
istemi hakkında yapılan hukuki değerlendirme:
Yargılama
giderleri genel olarak, yargılama faaliyetinin başlaması, devamı ve
sonuçlanması için ödenmesi lazım gelen harç, masraf ve ücretlerin tamamını
ifade etmektedir. Yargı mercilerince, yargılama giderlerinin, yargılama sonunda
kural olarak aleyhine hüküm kurulan taraftan alınmasına resen karar
verilmektedir.
Yargılama
sonucunda taraflardan birine yargılama giderlerinin yükletilebilmesi, haksız
olarak dava açılmasına ya da hukuka aykırı bir işlem yapmak suretiyle karşı
tarafın gidere katlanmasına sebebiyet verilmesine bağlıdır. Diğer taraftan,
davada iki taraftan her birinin kısmen haksız çıkması durumunda, mahkemece,
yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranına göre paylaştırılmasına
hükmedilecektir.
Faiz
istemi yönünden davanın kısmen reddine karar verilmesi hâlinde, davacının
kısmen de olsa haksız bir şekilde dava açtığı kabul edilerek 6100 sayılı Kanun’un
326. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca davadaki haklılık oranına göre
davacı aleyhine vekâlet ücreti ve diğer yargılama giderlerine hükmedilmesi
gerekmektedir.
Bu
nedenle işbu isteme konu kararlar arasındaki aykırılığın, dava konusu işlemin
iptali ile vergilerin kanuni faiziyle birlikte iadesine karar verilmesine
karşın davacının kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden istemin
reddedilmesi hâlinde, davacı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesi
gerektiği yönünde giderilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
c) Mahkeme kararının, kanuni faiz
oranını aşan faiz talebi yönünden davanın kısmen reddine ilişkin hüküm
fıkrasına davacı tarafından yöneltilen istinaf isteminin, istinaf merciince
reddine karar verilmesi hâlinde, istinaf karar harcına hükmedilmesinin gerekip
gerekmediği yönünden oluşan aykırılığın giderilmesi istemi hakkında yapılan
hukuki değerlendirme:
Vergi,
resim, harç ve benzeri mali yükümler ile bunlara bağlı zam ve cezalarla ilgili
olup vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştayın görevi içinde
bulunan yargısal nitelikteki işlemler 492 sayılı Kanun’a ekli (3) sayılı Tarife’ye
göre harca tabidir. Kanun’a ekli (3) sayılı Tarife’de yer alan kararlarda
uyuşmazlık konusu işlemin değer ölçüsüne ve mahiyetine göre nispi veya maktu
harca hükmedilecektir.
6100
sayılı Kanun’un 326. maddesi ile 492 sayılı Kanun’a ekli (3) sayılı Tarife
hükümleri birlikte dikkate alındığında istinaf mercilerince davacılar aleyhine
istinaf karar harcına hükmedilebilmesi için istinaf kanun yolu aşamasında
yapılan yargılama neticesinde verilen nihai kararların davacılar aleyhine bir
hüküm içermesi gerekmektedir.
Bir
mahkeme kararının, kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden davanın kısmen
reddine ilişkin hüküm fıkrasına davacı tarafından yöneltilen istinaf isteminin
reddedilmesi hâlinde, bu kararın, davacı aleyhine bir hüküm içerdiği açık
olduğundan, istinaf merciince verilen bu kararda, davacı aleyhine istinaf karar
harcına hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu
nedenle işbu isteme konu kararlar arasındaki aykırılığın, mahkeme kararının,
kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden davanın kısmen reddine ilişkin
hüküm fıkrasına davacı tarafından yöneltilen istinaf isteminin, istinaf
merciince reddine karar verilmesi hâlinde, istinaf karar harcına hükmedilmesi
gerektiği yönünde giderilmesi gerekmektedir.
VI. SONUÇ:
Açıklanan
hukuksal nedenler ve gerekçeyle aykırılığın, dava konusu işlemin iptali ile
vergilerin faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle açılan
davalarda dava konusu işlemin iptali ile vergilerin iade edilmesine karar
verilmesine karşın davacının faiz talebinin kısmen hukuka aykırı bulunması
hâlinde;
1. Mahkemece
faiz talebinin kabul edilmeyen kısmı yönünden davanın kısmen reddine karar
verilmesi gerektiği yönünde giderilmesine oybirliğiyle,
2. Mahkemece
reddedilen faiz talebi yönünden davacı aleyhine yargılama giderlerine
hükmedilmesi gerektiği yönünde giderilmesine oyçokluğuyla,
3. Mahkeme
kararının, faiz talebi yönünden davanın kısmen reddine ilişkin hüküm fıkrasına
davacı tarafından yöneltilen istinaf isteminin, istinaf merciince reddine karar
verilmesi hâlinde, istinaf karar harcına hükmedilmesi gerektiği yönünde
giderilmesine oybirliğiyle,
18/02/2026
tarihinde kesin olarak karar verildi.
XX- KARŞI OY:
Faiz
alacağı, asıl alacağa bağlı, ikincil (ferî) nitelikte bulunan bir alacaktır.
Asıl alacakla birlikte dava konusu edilmesi hâlinde, asıl alacak hakkında
verilecek kararın sonucu, kural olarak, faiz alacağı bakımından verilecek
hükmün de sonucunu etkileyecektir.
Bu
bakımdan, idari davaya konu bir idari işlemle aralarında maddi veya hukuki yönden
bağlılık bulunan ve ferî nitelikte olan faiz istemi hakkında verilecek kararda
hükmolunacak yargılama giderlerinin hangi tarafa yükletileceği, dava konusu
asıl istem hakkında verilecek kararın sonucu dikkate alınarak belirlenmelidir.
Bu
nedenle, bir davacı tarafından, idari işlemin iptali ile idari işlem nedeniyle
ödenen vergilerin hesaplanacak faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi
istemiyle açılan davada, idari işlem yönünden davanın kabulüne karar verilmesi
hâlinde, haksız olarak ödendiği iddia edilen vergilerin iadesinde, uygulanması
istenen faiz alacağının türü yönünden istemin kısmen reddedilmiş olması, davacı
aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesi sonucunu doğurmayacaktır.
Bu
durumda, işbu isteme konu kararlar arasındaki aykırılığın, dava konusu işlemin
İptali ile vergilerin kanuni faiziyle birlikte İadesine karar verilmesine
karşın davacının kanuni faiz oranını aşan faiz talebi yönünden istemin
reddedilmesi hâlinde, davacı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi
gerektiği yönünde giderilmesi gerektiği oyuyla Kurul kararına bu yönden
katılmıyoruz.